Beslenmek ve “Geviş Getirmek” Üzerine (1) – Düşüncelerimiz ya da Zihinsel Hallerimiz…

alt

“Geviş getirmek” hayvanlarda gözlemlenen, son zamanlarda da özellikle beslenme uzmanlarınca önümüze getirilen bir “hal” ya da faaliyet. Türk Dil Kurumu “yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek” olarak tanımlıyor. Kimi zaman “olumsuz” ya da “argo” şekillerde de kullanılabilir bir anlam da taşıyor. Öte yandan, beslenme uzmanları sayesinde kelimeyi daha çok duymaya başladık. Dengeli beslenmek bunlardan en popüleri… Beslenmemizi daha işlevsel kılmak üzere, besin maddelerini ağzımızda daha çok çiğnememizin faydalarından sıkça bahsediyorlar. Aslında tam da burada, TDK sözlük tanımı ile günlük yaşamda sıkça kullanılan yaklaşımın önemli durumlara değindiğini söylemek mümkün. Birkaç ana başlıkta bu “önemi” açmaya çalışacak olursam;

a. Beslenmek yani dolayısıyla hayatta kalmak için besin maddelerini özümseyebilmemiz için bunları çiğnememiz ya da geviş getirmemiz çok önemlidir.

b. Besinleri çiğnerken aslında aynı anda başka yiyecekleri de sürece dahil etmeyiz (normalde). Yani belli bir süre, aynı besini işlememiz lazımdır.

c. “Hayvan” olarak tanımlanan canlılardan doğal olarak farklı olduğumuzu düşündüğümüzde, yutmuş olduğumuz yiyecekleri midemizden çıkarmak değil de yutmadan önce çiğneme işlemini etkin yapmamız anlamlıdır.

d. Besinleri özümseyebilmemiz bu çiğneme faaliyetinin durumu ile de bağlantılıdır. Az çiğneme hem özümseme zorluğunu hem de olası faydaları sınırlamayı beraberinde getirir.

“Hazmetmek” fiili aslında pek çok alanda geçerli...

Konuya bir başka açıdan yaklaşayım. Psikiyatri pratiğinde kullanılan bir kavram var. Kökeni Latince “Rumen” kelimesinden gelen “ruminasyon” (rumination), “zihinsel geviş getirmek” olarak tanımlanan bir duruma işaret etmektedir. “Nedir bu durum?” dediğimizde: Ruminasyon tekrarlayıcı bir şekilde düşüncelerin zihinde dönüp durması ya da olumsuz içerikli zihinsel uğraş tanımıyla karşılaşırız. Bu aşamada, düşünce bazında yaklaştığımızda, bir kısım “hazmedemediğimiz” ya da sürekli üzerine odaklandığımız, genellikle de olumsuz olarak nitelenen düşüncelerle dolu bir zihinsel hal söz konusudur. Geviş getirmeye sadece “olumsuz” yönden mi yaklaşmalıyız? Literatür buna hayır yanıtını veriyor. Yaratıcı özellikleri ön plana çıkan bazı insanların, zihinsel geviş getirme yaparak “sezgisel düşünmeye” zemin hazırladıkları izlenmektedir. Yani böylece, bir süreç içinde, abuk bir zamanda ve durumda dahi ilham perisi devreye girebilir. Peki, niye öncelikle “olumsuz” olasılığı ele aldım diye sorabilirsiniz. İnsanız ya, doğal olarak olumsuz durumlara çekiliyoruz. Ayrıca, olumsuz durumlar başımıza daha çok ıstırap getirebiliyor.

Hem olumlu hem de olumsuz halleri kapsayabilen bu kavramı, “beslenme / dengeli beslenme metaforunda” sıraladığımız “önemli” unsurları da dikkate alarak, aşağıdaki sorularla beraber düşünmeye ne dersiniz?

A. Ailemizde / İlişkilerimizde / İş ortamımızda zihinsel geviş getirmeye devam ettiğimiz durumların farkında mıyız?

B. Sürekli tekrar eden düşüncelerimiz, yaratıcılığımız konusunda mı hizmet görüyor, yoksa kendimizi daha olumsuza mı taşıyor?

C. Zihinsel geviş getirmemiz, beslenmedekine benzer şekilde yeterince özümseyemediğimiz nelere işaret ediyor? Ya da “dengeli beslenmek” için neleri “özümsemeliyiz”?

D. Neredeyse sürekli zihinsel geviş getirdiğimiz durumlarda, neye tutunup da bırakmadığımızın farkında mıyız?

E. Düşüncelerimizin sürekli aynı şekilde devam etmesini mi bekliyoruz?

Sorulara verdiğimiz yanıtlara göre, durumumuzu yeniden gözden geçirmeye odaklanmayı öneriyorum.

PAYLAŞ:

7/24

İLETİŞİM FORMU

 

Bana Yazın...