“Ramak Kala ya da Zamanı Kullanmak” Üzerine Bir Kaç Husus (2)

alt

“Ramak kala ya da zamanı kullanmak” başlıklı yazımda, bir durumun oluşmak üzere olduğu halindeki zaman algımıza ve o an için kendi yaklaşımımızla neleri irdeleyebileceğimize değinmiştim. Bu irdelemeyi “o durum üzerinden” ve “zaman kullanımı / değerlendirmesi” şeklinde 2 ayrı kanaldan ele almıştım.

Zaman kavramı, matematiksel olarak herkes için aynı gibi durmaktadır. Öte yandan, Einstein’ın genel görelilik kuramı doğrultusunda herkesin yaşadığı farklı durumlara göre farklı şekilde zamanı algılayabileceği anlaşılmaktadır. Peki “zaman” dediğimiz bu kaynak üzerine odaklanmamız, neleri daha iyi fark etmemizi sağlayabilir acaba? Beraberce yola devam edelim bakalım.

  • “Zaman Yönetimi Nedir? / Ne Değildir?”: “Zaman yönetimi” diye bir kavram son 30 senelik süreçte aralıklarla ön plana çıktı ya da biraz gerilerde kaldı. Buradaki ana husus, elimizdeki bir kaynağı nasıl ele aldığımız konusudur. Yani onu çarçur mu ediyoruz, yoksa kendi yolumuza uygun, ehil bir şekilde mi yaklaşıyoruz zamana. Makine değiliz, mekanik hale gelmeyelim. Bununla beraber, elimizden akıp gidenin sadece bir “süre” ya da bir ölçü birimi olmadığının da farkında olmamız önemli.
  • Zaman herkese eşit dağıtılmış bir kaynak gibi durmakla birlikte, aslında ömürlerimizi bilmediğimize göre, pek de öyle değildir. Dolayısıyla, temelinde, nasılsa zamanım var daha sonra bunu halledebilirim demek, aslında büyük bir yanılsama olabilir. Özetle, yapmaya niyetlendiğimiz konuların peşine düşmenin önemini fark etmekte fayda var.
  • Zaman konusunda bir başka pek de ehil olmayan yaklaşımımız ise, ya geçmişe çok takılmamız, ya da gelecek konusunda neler olabileceği ile fazlaca düşüncelere dalmamızdır. Ne zaman? Yani, şu anda bulunulan durumda neler olduğu biraz ötelenir. Çağlar boyunca çeşitli düşünürlerin, bilge kişilerin hep karşımıza çıkarttığı bir durumdur bu. Geçmişi geri getirme ya da düzeltme imkanımız yokken, kendimize ıstırap çektiririz. Geleceği bilemezken, yaşadığımız süreci ve etrafımızı kontrol etme çabasıyla çoğunlukla yeri olmayan kaygılara kapılırız. Mevcut ana ve duruma odaklanıp, neleri nasıl geliştirebileceğimiz, bizi bulunduğumuz sapma noktasından rotamıza yöneltebilir.
  • Bunların yanı sıra, zamanla ilgili farkındalık kazanmamızda fayda olan bir diğer başlık da, “o şeyin / durumunun zamanının gelip gelmediğini” nasıl ele aldığımızdır. Bununla ne mi demek istiyorum? “Zaman Yönetimi Nedir?” konusuna bir daha değinelim: Mesela, insan yavrusunun dünyaya geliş sürecini düşünelim. Belirli bir zaman dolmadan önce oluşan doğumlarda, bebeğin yaşam sansı çok zorlanır. Hatta hamilelik süresi kısaldıkça, yaşaması imkansız hale gelir. Benzer bir örneği “yemek pişirmek” üzerinden de verebilirim. O kadar uğraşıp her türlü hazırlığınızı yapsanız da, pişirme süresini algılarınız doğrultusunda kısa keserseniz, yeterince pişmemiş yani pek de uygun olmayan bir yemeğe ulaşırsınız. Aslında, zamanı gözden kaçırıp, yemek tenceresini ocağın üzerinde unutursanız, bu sefer hem yemek yanabilir hem de bulunduğunuz ortam.

    Anlayacağınız, yaşam akışında zamanda ustalaşmak diye adlandırabileceğimiz bir becerinin bize doğrudan olumlu katkısı belirgindir. Hemen bir “hap” yutarak bunu sağlayabilir miyiz? Yanıt açık değil mi? Doğru bir kavrayış geliştirme yolunda, durumumuzu doğru değerlendirmeye yönelik çabalarımız kıymetli. “Zaman yönetimi” farkındalığımızı geliştirmemiz, buna dair kendimize ve çevremize sorular sormamız yeni bir anlama ulaşmamızı sağlayabilir.

    alt

    M. Şeref Akkaş

    Danışman- Eğitmen- Koç

    “Hayatın bana verdiği
    en iyi ödül, bilgilerimi ve deneyimlerimi paylaşma şansı!”

    PAYLAŞ:

    7/24

    İLETİŞİM FORMU

     

    Bana Yazın...