<

“Ramak Kala ya da Zamanı Kullanmak” Üzerine Bir Kaç Husus (1)

alt

“Ramak kala” ifadesine, özellikle sanayi şirketlerinde, üretim tesislerinde rastlarız. Önemli sonuçları olabilecek bir iş kazasının son anda yani “ramak kala” atlatılması ya da önlenmesi anlamında kullanılır. Biraz kişinin kendi davranışı, biraz da zaman ile doğrudan ya da dolaylı bir bağ söz konusudur. Hatta, buradaki zaman biriminin “algılama açısından çok değişik” olduğunu da söyleyebiliriz. Belki kaza ya da kimi zaman ölüm ile yüz yüze gelmenin getirdiği değişik bir algılamadır.

Günlük yaşamda da buna benzer durumları yaşayabiliriz. Düşünsenize, kullandığınız araç bir nedenle yolda kaymaya başladı. Kontrolü kaybettiniz ya da kaybetmemeye çalışıyorsunuz. Aracınızı bir dolu insanın bekleştiği bir durağa ramak kala durdurabildiniz. Muhtemelen sırtınızdan “ter boşanacak” ya da “eliniz ayağınız tutmayacaktır” bir süre. Buradaki “algıyı”, hele ki durumun üstesinden geldikten sonra değerlendiriyorsanız, o kısa zaman diliminin nasıl da değişik olduğunu söyleyebilirsiniz.

Zaman algımızın böylesine farklı çalıştığı, “ramak kala” durumlarını iki ayrı kısımda ele almak durumu doğru değerlendirebilmemiz açısından faydalı olabilir. Bu doğrultuda ilk aşamada, o ramak kala halini yaşayan kişi olduğumuzu varsayarak “o durumu” beraberce irdeleyelim;

a. Söz konusu işlemi / hareketi yaparken (örneğin aracı kullanırken), ne zaman, ne yaptığımın ve nasıl yaptığımın hangi ölçüde farkındayım?

b. Söz konusu işlemi / hareketi yaparken (örneğin aracı kullanırken), koşulların gündeme getirdiği uygulama kurallarını ne ölçüde dikkate alıyorum?

c. Yaptığım ya da yapmadığım bazı uygulamaların, kendim dışında başkalarına nasıl bir etki yapabileceğini ne kadar değerlendiriyorum?

d. Yaptığım ya da yapmadığım bazı uygulamalarla ilgili olarak, daha önce yeteri kadar bilgi aldım mı? Bu konuda ehil yaklaşımı sergileyebilecek deneyime ulaştım mı?

e. Yaptığım ya da yapmadığım uygulamaya hangi ölçüde odaklandım? Yoksa, zihnim tamamen başka bir “halde” ya da “yerde” dolaşmakta mı?

Bu irdeleme seçeneklerine baktığımızda, kişinin kendi durumunu ne kadar doğru bir değerlendirme yapıp yapmadığına odaklandığını görebilirsiniz. Sonuçta, insanız, her zaman için hataya açık durumdayız. Bundan dolayı, pek çok araç ya da duruma yönelik, kullanım kılavuzları ya da risk önleme yönergeleri oluşturulmuştur. Bununla beraber, dedik ya, insan denen canlı yaptığı hataların önüne geçememekte. Çoğunlukla da, acı veren sonuçlar üzerinden yeniden düzenlemelere gidilmekte.

Zaman Yönetimi Nedir / Ne değildir?”: Ramak kala dediğimiz durumlara, bir de “zaman algımız” ya da “zaman kullanımımız” açısından yaklaşırsak, önce şu sorulara odaklanmaya ne dersiniz?

a. Karşılaştığım duruma dair, o zaman sürecini nasıl değerlendirdim ya da kullandım?

b. Karşılaştığım durumu doğru, ehil bir şekilde kavrayabileceğim, zamanlamayı doğru / ehil yönde yapabileceğim kadar hazırlıklı mıyım?

c. Neyi, nasıl ve hangi zamanda seçebileceğime dair uygulamalara yönelik “kas yapma” durumumu nasıl yorumlarım?

“Ya hırsızın hiç mi suçu yok? Sen kendin ne yapıyorsun, diyorsun?” gibi bir düşünce oluşabilir içinizde. Evet, kendi dışımızda pek çok durumlar bize bazı “sorun” ya da “sıkıntı veren” durumları beraberinde getiriyor. Yani kısmen haklısınız. “Kısmen” diyorum, çünkü kendi üzerimize düşenler ile ilgili kısmı göz ardı etmemekten yanayım. Özellikle, hemen herkese (ömür hariç) eşit dağıtılmış tek kaynak olan “zamanın” bizler tarafından ele alınışında pek çok farklı “haller” söz konusu. “Zaman Yönetimi Nedir? / Ne değildir?”, zaman algımız ve zamanı gelen durumları algılamak üzerine sohbete devam edeceğiz.

alt

M. Şeref Akkaş

Danışman- Eğitmen- Koç

“Hayatın bana verdiği
en iyi ödül, bilgilerimi ve deneyimlerimi paylaşma şansı!”

PAYLAŞ:

7/24

İLETİŞİM FORMU

 

Bana Yazın...