Aile, Aile Şirketi, Roller ve Algılarımız-3

Yaptığımız durum değerlemesine dair önemli aşama:
“kendimize gözlemci olmak”!

alt

Daha önce belirttiğim gibi, hemen büyük çoğunluğumuz, verdiğimiz bir dolu karar alma süreçlerinde o anki “durumu doğru değerlendirdiğimizi” düşünürüz. Yoksa niye öyle bir karar alalım ki deriz, bize soru ya da sorular yöneltildiğinde.. Buradaki konunun, çoğunlukla doğrudan ya da dolaylı olarak “kendimizi” diğerinden daha farklı konumlandırmaya yönelik olduğunu da ifade etmiştim.

Hele ki vermemiz gereken karar iş yaşamıyla alakalı ise, “rasyonel ol, mantıklı davran, duygularını işin içine katma” gibi söylemleri sıkça duyabiliriz. Yani, karar alma süreçlerini bilerek ya da bilmeyerek böleriz, iş yaşamında başka türlü, özel hayatımızda başka türlü karar alma mekanizmaları çalıştırabileceğimizi varsayarız. Bu “insan” denen canlının, sanki özel bir 4 çeker araç gibi, kimi zaman normal 2 çeker, kimi zaman da 4 çeker ve farklı sürüş hallerinde olabileceğini varsaymaya benzeyebilir. Derler ya, teşbihte hata olmaz, ancak hatasız da teşbih olmazmış. bu çerçevede birkaç noktayı dikkate almakta fayda vardır. Şöyle ki; bir sistem işleyişi olarak düşündüğümüzde,

  • Bilişsel sistemimiz, iletişim mekanizmamızı işler kılar.
  • Duyu organlarımızdan ulaşan bilgiler, ana işlem merkezinde (beyinde) değerlendirilir,
  • Duyu organlarımızın sağlıklı ve verimli çalışması bir bakıma hayatidir (mesela gözlerimiz yeteri kadar görmüyorsa, “merkezde” başka bir değerlendirme olacaktır)
  • Bilişsel sistemimizin işlemesi için, duyu organlarımızın durumu algılaması, yani bir bakıma fark etmesi, sürecin olmazsa olmazıdır.
  • Burada çok kritik bir bilgi devreye girer. Bu sistemin işleyişinde bir bakıma ilk aşamaları temsil eden, duyu organlarımızın işleyişinde yani durumu algılamamızda, hemen her insan algı yanılgılarına tabidir. Hep denir ya insanız, yanılabiliriz. Tamam da, o zaman yaptığımız durum değerlemesinin o “durum” için doğruluğuna / uygunluğuna ne kadar güvenebiliriz?

    Tabii bu arada, insan olmanın en doğal unsurlarından biri olan duygularımızı henüz daha işin içine katmadım. Hesapta, çok akılcı davrandık, orada da, algılarımızın yanılabileceğine ulaştık. Duygularımız da devreye girdiğinde konu biraz daha karmaşık hale gelir. Aslında bunun, değerlememize hem olumlu hem de olumsuz katkıları söz konusudur. Peki nasıl bir yaklaşım sergilersek, durum değerlememizi göreceli daha sağlıklı yerlere taşıyabiliriz? Buna birkaç maddeyi bir arada belirterek yanıt vereyim;

  • Öncelikle yanılabileceğimizi hesaba katmamız gerekir.
  • Sonrasında duyu kapılarımızı, sanki pasaport kontrolü yapılan bir gümrük giriş kapısı gibi düşünmemiz önemlidir. Yani, duyularımızla ulaştığımız tüm algıları satın alacak mıyız?
  • Bunları yaşarken de sürekli olarak “kendimize gözlemci” olmamız şarttır. Yani bir bakıma, konuyla ilgili olarak sürekli kendi aynamıza bakmamız çok ama çok faydalıdır.
  • Tüm bunları da, ben artık her şeyimi hallettim / çözümledim rahatlığına kapılmadan sürekli uygulamamız yine çok ama çok önemlidir.
  • PAYLAŞ:

    7/24

    İLETİŞİM FORMU

     

    Bana Yazın...