En Son Ne Zaman, Kiminle Dertleştiniz?

alt

Öylesine değil, gerçekten soruyorum… Haydi, hemen şimdi bir düşünün; en son ne zaman, kiminle dertleştiniz? Büyük çoğunluğunuzun hatırlamadığını, kiminizin dertleşmeye zaman mı var dediğini, kiminizin iyi de kiminle dediğini, hatta bazılarınızın iç dünyamı kimselere açamam dediğini biliyorum. Tabii bunun yanı sıra dertleştiği zamanı, kişiyi hatırlayanlar da vardır.

At içine, at içine, at içine… Çoğumuz ne yaşadığımız sıkıntıları, ne üzüntülerimizi ne de kaygılarımızı etrafımızla paylaşmayız. Böyle öğretilmiştir bize; kol kırılır yen içinde kalır, babana bile güvenme, açma sırrını dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna ve daha nicesi… Bazen dertleşsek de durumumuzu çok da önem vermiyormuş gibi aktarırız karşımızdakine. Ya da “neyse” deyip konuyu geçiştiririz. Veya konuşmanın bir yerinde sıkıştığımızı anlarsak, ağzımızı kapatıveririz. Belki de sizi can kulağı ile dinleyecek biri yoktur etrafınızda, olmayabilir.

Halbuki en önemli ihtiyaçlarımızdan biridir dertleşmek, anlatmak… Sıkıntılarımızı, üzüntülerimizi, kaygılarımızı hatta mutluluklarımızı, heyecanlarımızı paylaşmak. Tüm bunları seslendirmek, içimize attıklarımızı dökmemize, rahatlamamıza, hatta daha anlatırken farklı bir bakış açısı görmemize, anlamamıza, bir çıkış bulmamıza neden olur.

Dertleşmek karşılıklı yapılan bir aktivitedir. İnsan kendi ile de dertleşemez mi? Dertleşir; bu dertleşme monolog olsa da bazen işe yarar. Asıl, yargılamadan, kendi duygu ve düşüncelerinin gölgesinde kalmadan dinlemeye çalışan biri ile dertleşmeye paha biçilmez.

Dertleşmek bir çözüm üretmenize katkı sağlıyorsa… Dertleştiğiniz kişi ister ailenizden, ister iş çevrenizden, ister dostlarınızdan biri olsun, anlatınca rahatladığınızı hissedersiniz. Stresinize neden olan problemi çözüme kavuşturmak için beyin fırtınası yapmak bedeninize de olumlu katkılar sunar. Bazen kahve eşliğinde gönülden gönüle bir sohbet; bazen kapı önünde ayak üstü nasılsın sorusuna verilecek açık gönüllülüklü bir cevap; bazen iş yerinde öğle yemeğinde, bazen yürüyüşte, bazen yemek sofrasında dertleşmek çok işe yarayabilir.

Bir yetişkin olarak kendi başınıza veya çevrenizde bulunan bireylerle çözemediğiniz sorunlar içinse bir uzmandan destek almanızı öneririm. Bazen kendinizi çıkmazda bulduğunuz durumlar olabilir. Sorunlar olmasa da huzurunuzda eksiklik, sebepsiz yere hüzün, gerginlik, kaygı, korku ve umutsuzluk duyguları hissedebilirsiniz. Bazen de sadece farklı bir bakış açısına ihtiyaç duyabilirsiniz. Uzmanın amacı sizi rahatlatıp, farkındalık değerinizi arttırmaktır.

Aslında psikolojik danışman ile görüşmek, bir arkadaşınızla dertleşmek değildir. Psikolojik danışmandan tavsiye ve öneri almazsınız. Sorunları sizin yerinize çözmez, yapabilecekleriniz için öğüt vermez. Psikolojik danışman sorunu, kendinizi ve düşüncelerinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olur. Kendinize en uygun çözüme karar vermenize ve bu kararı uygulamanıza destek olur.

alt

M. Şeref Akkaş

Danışman- Eğitmen- Koç

“Hayatın bana verdiği
en iyi ödül, bilgilerimi ve deneyimlerimi paylaşma şansı!”

PAYLAŞ:

7/24

İLETİŞİM FORMU

 

Bana Yazın...