Dinlediğinizden / Dinlendiğinizden Emin misiniz?

alt

Bir eğitimdeyiz… Katılımcılarla bir oyunla başlayacağız eğitime… Katılımcıları ikişer ikişer grupladım. Ve birbirlerine kendilerini anlatmalarını istedim. Önce hepsi birbirlerine kendilerini tanıttılar. Ardından şimdi kendinizi, diğer kişiymiş gibi anlatın dedim. “Ama anlatacakmış gibi dinlemedik!” dediler… “Peki” dedim, tekrar kendilerini birbirlerine anlattılar. Ardından dinledikleri kişiyi kendileriymiş gibi anlatmaya başladılar. Herkes anlattıktan sonra tek tek anlatılanlara “tamam mıdır?” diye sordum. Şaşırmazsınız, epey bir farklılık çıktı. Biri “Ben bütçe yapmaktan nefret ediyorum dedim, arkadaşım bütçe yapmayı sevmediğimi söyledi!” dedi ve itiraz etti. Bir diğeri “Her gün işe gelirken iki kilometre yürüyorum dedim, arkadaş her gün iki kilometre yürüyüş yapıyorum!” dedi ve güldü. Ve oldukça fazla, farklı ifade çıktı ortaya… Tüm katılımcılar ortaya çıkan sonuçlara hayret etmişlerdi ve o günkü eğitim tamamlanmıştı.

Can kulağı ile dinlemek… Ne güzel bir deyimdir! Cevap vermeyi düşünmeden, sadece dikkatle dinlemeye işaret eder. Peki dikkatle dinlemek yeter mi? Yetmez… Karşımızdakinin ne dediğini anlamak için tarafsız bir gözle de dinlemeyi başarabilmeyiz. Dinlemek aynı zamanda karşı tarafı anlamak ve onun değerlerini fark etmektir. Neden mi? Tıpkı yukarıdaki örnek gibi… “Bütçe yapmaktan nefret ediyorum!” sözünü, bütçe yapmaktan nefret etmeyen hatta çok seven biri ancak “Bütçe yapmayı sevmiyorum!” diye dile getiriyor, çünkü dili nefret ediyorum demeye varmıyor! Halbuki nefret etmekle, sevmemek arasında dağlar kadar fark var… Şöyle bir düşünsenize, iş ortamındasınız ve konuşmaya odaklanmayıp zihninizde dolaşıyorsunuz. Aynı hususu, herhangi bir ilişkiyi geliştirmeye / sürdürmeye yönelik bir sohbet ortamında yaptığınız durumları gözünüzde bir canlandırın. Yıllar öncesinde üniversitede ders dinlemeye çalışırken değerli ve bilge hocamızın kullandığı bir ifadeyi eğitimlerde bazen paylaşırım: “Fiziken buradasınız da zihnen nerede dolaşıyorsunuz acaba?”. Bu vesileyle rahmetli Ergin Günçe’yi şükranla anıyorum.

Neden dinlemiyor ya da dinlenmiyoruz?

Dakikada 120-130 kelime arasında konuşabiliyoruz ama dakikada 400-600 kelime dinleme kapasitesine sahibiz. Durum böyle olunca biz konuşurken karşımızdaki ya da karşımızdaki konuşurken biz farklı şeyler düşünebiliyoruz. Çocukluktan itibaren hayatımıza bizi dinlemeyenler girdiyse biz de örneklem olarak onları alıyor, farkındalık kazanana kadar konuşmayı daha çok seviyoruz. Eğitim sistemimizde okuma eğitimi var, hızlı okuma çalışması var ama iyi dinleme, dinlediğini anlama eğitimi yok. Anlamak için dinlemiyor, cevap vermeye çalışıyoruz. Ya da anlatılan konu ile yakından uzaktan ilgilenmiyoruz. Ya da zihnimizde geviş getirdiğimiz başka konulara odaklanıyoruz.

İyi bir dinleyici olmak ya da karşı tarafın sizi dinlemesini sağlamak için karşınızdaki ile ilk konuşmanızda “nefret etmek ve istememek” örneği aklınızda olsun… Can kulağı ile dinleneceğiniz ve dinleyeceğiniz iletişimler, karşılaşmalar dilerim…

alt

M. Şeref Akkaş

Danışman- Eğitmen- Koç

“Hayatın bana verdiği
en iyi ödül, bilgilerimi ve deneyimlerimi paylaşma şansı!”

PAYLAŞ:

7/24

İLETİŞİM FORMU

 

Bana Yazın...